TOPLUMUN BEKLENTİSİ

Türkiye siyaseti son yıllarda yalnızca iktidar-muhalefet rekabeti üzerinden değil, aynı zamanda muhalefetin nasıl bir siyasal seçenek üreteceği tartışması üzerinden de şekillenmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 21 Mayıs sonrasında yaşadığı gelişmeler, parti içindeki farklı değerlendirmeleri ve maalesef yeni siyasal arayışları beraberinde getirmiştir. Ancak bu süreç, yalnızca bir parti içi tartışma olarak okunamaz. Asıl mesele, Türkiye’de sosyal demokrasinin 21. yüzyılın gereksinimlerine uygun bir siyasal dil ve yönetim vizyonu üretip üretemeyeceğidir.

CHP, 100 yılı aşan tarihiyle yalnızca bir siyasi parti değil; Cumhuriyetin kurucu iradesini, demokratikleşme mücadelesini, sosyal adalet arayışını ve çağdaşlaşma idealini taşıyan temel kurumlardan biridir. Böylesine köklü bir siyasi geleneğin geleceği, kişiler üzerinden değil; temsil ettiği ilkeler, kurumsal belleği ve topluma sunduğu gelecek perspektifi üzerinden değerlendirilmelidir.

  • TOPLUMUN BEKLENTİSİ

Bu nedenle benim CHP’de kalma gerekçem de kişisel değil, ilkeseldir. CHP’yi belirli isimlerle özdeşleştiren ve tekelleştiren bir siyaset anlayışını doğru bulmuyorum. Partiler gelir geçer isimlerle değil; ortak değerleri, tarihsel birikimleri ve siyasal tahayyülleri ile ayakta kalırlar. CHP’de bulunma iradem, Cumhuriyetin kurucu felsefesine, sosyal demokrat değerlere, demokratik hukuk devletine, laikliğe ve sosyal adalet mücadelesine olan bağlılığımın doğal sonucudur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu