SOSYAL DEVLET, SAĞLIKLI YAŞAM HAKI VE TÜRKİYE
Mersin milletvekili aday adayı Adnan Gündoğdu nun kaleminden

SOSYAL DEVLET, SAĞLIKLI YAŞAM HAKKI VE TÜRKİYE…
Bir gazetede bir Tıp uzmanı Profesörün şu açıklaması çok dikkat çekiciydi.”Türkiye’de salgın hastalıklar giderek yaygınlaşıyor.Bunun ana nedeni Türkiye’de yaşayan insanların sağlıksız yada yetersiz beslenme nedeniyle bağışıklık sistemlerinin zayıflamasıdır.Bu yüzden herkes beslenmesine dikkat etmeli,ek vitaminler almalıdır.”
Evet,aynen açıklama böyleydi ve hemen aklıma Hukuk fakültesinde bize öğretilen “Devlet-İnsan ilişkileri ve bu ilişkilerin belirlediği devlet modelleri” geldi.Bir kere bize en önce devletin amaç değil araç olduğu ve toplumsal yaşamın düzenleyicisi olduğu,temel amacın insan yani yurttaş olduğu öğretildi.Buradan yola çıkılarak günümüzde sosyal devlet modelinin,insanın refahını,mutluluğunu,sağlıklı yaşama hakkını ve demokratik özgürlüğünü koruyan ve gözeten devlet modeli olduğunu söylemek gerek.Ve elbette çağdaş sosyal devletin üç temel ayağı vardır: 1-Sağlık 2-Eğitim 3-Sosyal güvenlik.Sosyal devlet,bu üç ayakta da yurttaşlarına hizmeti,ücretsiz ve eşit olarak sağlamak zorundadır. Anayasamızın 2.maddesi de Türkiye Cumhuriyeti devletinin Atatürk ilkelerine saygılı laik,demokratik,SOSYAL bir hukuk devleti olduğunu emredici ve değiştirilemez bir şekilde belirtmiştir.
Gelelim gerçeklere… AKP’nin 20 yıl sonra bu gün Türkiye’yi hangi noktaya taşıdığı ortadadır.İnsanlar bırakın eğitim ve sosyal güvenlik haklarını,sağlıklı yaşama haklarından bile mahrum edilmiş durumdadır. Bu gün eğitim büyük ölçüde paralı ve özelleşmiş durumda.Keza sosyal güvenlik te maalesef emekçi kesimlerin güvencesi olmaktan çıkmıştır. Milyonlarca insan,çalışanlar ve emekliler,sağlıklı yaşama hakkından yoksun ve yeterli beslenememekten, aç kalmaktan kaynaklı bağışıklık sistemlerinin zayıflaması yada çökmesine bağlı sağlık sorunları yaşamaktadır.
İşte tıp profesörü uzmanın,salgın ve bulaşıcı hastalıkların giderek yaygınlaşmasının ana nedeni olarak gösterdiği bağışıklık sisteminin zayıflığı yada çökmesi,maalesef tam da devletin sosyal devlet olmaktan kaynaklanan görevlerini yeterince yerine getirmemesinden kaynaklanıyor.Çünkü emeğiyle geçinen milyonlarca insan, emeklerinin karşılığını alamıyor ve yeterince beslenemiyorlar.Emekli desen zaten açlığa bir kez daha mahkum edildi.Asgari ücrete-ki bu artış ta yeterli değil-%50 civarında zam yapılırken emekliye %30 oranında zam,hem de müjde gibi sunuldu.Hiç değilse eşitlik kuralı uygulanarak,emekliye de %50 civarında zam yapılsaydı.Yazık oluyor bu ülkeye ve bu ülkeyi sırtında taşıyan milyonlarca emekçiye.Keşke “itibardan tasarruf olmaz” diyerek,1.150 odalı saraylarda yaşayarak günlük 18 Milyon Tl.harcamak yerine,biraz da “amaç” olan “insan”a dönük harcamaları arttırsalar.Ama 20 yılın sonunda insanı amaç olmaktan çıkaran ve yalnızca kendi zevk-ü sefalarını,itibarlarını düşünen AKP iktidarından bundan sonra farklı bir davranış beklemek cahillik olur.Hoş,bir AKP’li profesör de söylemişti ya :”Biz ne çekiyorsak bu okumuşlardan çekiyoruz.Cahillerle ne güzel yönetiyor,idare ediyoruz.”
Toplumu açlığa,yetersiz beslenmeye mahkum edenler,devlet kurumunun insanın sağlığı,mutluluğu ve güvenliği için bir araç olarak ortaya çıktığını unutan,itibar tutsağı siyasetçilerdir.Ve onlara ne düzeyde itibar gösterdiğini, bu halk 2023 seçimlerinde el ele vererek,mutlaka gösterecektir.Sevgiyle kalın..Av.Adnan GÜNDOĞDU-MERSİN



